LinkedIn mesajlaşmaları, profesyonel ilişkilerinizi geliştirmek ve ağınızı genişletmek için harika bir fırsat sunuyor. Ama bu mesajlaşmaların nasıl olması gerektiği konusunda biraz kafa karıştırıcı olabiliyor. Bir düşünün; bazen bir bağlantı isteği gönderiyorsunuz, sonra da mesaj yazarken “Ne yazacağım şimdi?” diye düşünüyorsunuz. İşte, bu noktada devreye bazı basit ama etkili stratejiler giriyor. Öncelikle, mesajlarınızda içten ve samimi bir dil kullanmak önemli. Yani, “Merhaba, ben şu firmadan şu pozisyonda çalışıyorum” demektense, bir selamla başlayıp, “Seni LinkedIn’de görünce aklıma geldi, seninle bu konuda sohbet etmek isterim” gibi bir yaklaşım benimsemek daha etkili olabilir.
İyi bir LinkedIn mesajı, karşınızdaki kişiye kendisini özel hissettirmeli. Yani, “Seni çok beğeniyorum, harika işler yapıyorsun” demek, çoğu zaman bir uçurumdan düşmekten daha kötü sonuçlar doğurabilir. Sadece bir cümleyle değil, o kişiyi tanımaya çalıştığınızı ve gerçekten onunla bağlantı kurmak istediğinizi hissettirmelisiniz. Mesela, “Geçenlerde yazdığın blog yazısını okudum, çok ilginçti!” demek, karşınızdaki kişiye dikkat ettiğinizin bir göstergesi olur.
Mesajlarınızda samimiyet kadar, netlik de önemli. “Şu an çok meşgulüm, ama belki bir gün konuşuruz” demek yerine, “Hadi bir çay içelim, seninle bu projeyi konuşmak isterim” gibi daha belirgin bir istekte bulunmak çok daha etkili. Bazen belirsizlik insanları kaçırabilir, bu yüzden net olun. “Bir gün konuşalım” demek yerine, “Haftaya bir gün uygun musun?” gibi bir soru sormak, iletişimi canlı tutar.
Bir başka dikkat edilmesi gereken konu da mesajlarınızın uzunluğu. Yani, bir roman yazmanıza gerek yok. Kısa ama öz olmak her zaman daha iyi. “Selam, nasılsın?” ile başlayıp, “Biliyorum çok yoğun bir insansın, ama seninle tanışıp bu konuyu konuşmak istiyorum” gibi bir mesaj, hem sıcak hem de amacını net bir şekilde belirtiyor. Unutmayın, zaman kıymetli.
Son olarak, takip etme sürecini unutmayın. Mesajınızı gönderdikten sonra bir süre bekleyin. Eğer cevap gelmezse, bir hatırlatma mesajı göndermekte bir sakınca yok. “Merhaba, mesajımı gördün mü?” demek, çoğu zaman karşı tarafın da ilgisini tekrar çekecektir. Ama abartmamakta fayda var; bir kez daha mesaj atmak yeterli, iki kere mesaj gönderirseniz, muhtemelen “Bu adam ya da kadın takıntılı” diye düşünebilirler.
LinkedIn’de mesajlaşma sanatı, biraz da deneme yanılma ile öğreniliyor. Herkesin tarzı farklı, dolayısıyla kendi tarzınızı bulmanız zaman alabilir. Ancak, içten bir iletişim, net bir hedef ve biraz da sabır ile LinkedIn’de başarılı bir ağ oluşturmak, hiç de zor değil. Şimdi, bir sonraki mesajınızı yazma zamanı… Kolları sıvayın!
İyi bir LinkedIn mesajı, karşınızdaki kişiye kendisini özel hissettirmeli. Yani, “Seni çok beğeniyorum, harika işler yapıyorsun” demek, çoğu zaman bir uçurumdan düşmekten daha kötü sonuçlar doğurabilir. Sadece bir cümleyle değil, o kişiyi tanımaya çalıştığınızı ve gerçekten onunla bağlantı kurmak istediğinizi hissettirmelisiniz. Mesela, “Geçenlerde yazdığın blog yazısını okudum, çok ilginçti!” demek, karşınızdaki kişiye dikkat ettiğinizin bir göstergesi olur.
Mesajlarınızda samimiyet kadar, netlik de önemli. “Şu an çok meşgulüm, ama belki bir gün konuşuruz” demek yerine, “Hadi bir çay içelim, seninle bu projeyi konuşmak isterim” gibi daha belirgin bir istekte bulunmak çok daha etkili. Bazen belirsizlik insanları kaçırabilir, bu yüzden net olun. “Bir gün konuşalım” demek yerine, “Haftaya bir gün uygun musun?” gibi bir soru sormak, iletişimi canlı tutar.
Bir başka dikkat edilmesi gereken konu da mesajlarınızın uzunluğu. Yani, bir roman yazmanıza gerek yok. Kısa ama öz olmak her zaman daha iyi. “Selam, nasılsın?” ile başlayıp, “Biliyorum çok yoğun bir insansın, ama seninle tanışıp bu konuyu konuşmak istiyorum” gibi bir mesaj, hem sıcak hem de amacını net bir şekilde belirtiyor. Unutmayın, zaman kıymetli.
Son olarak, takip etme sürecini unutmayın. Mesajınızı gönderdikten sonra bir süre bekleyin. Eğer cevap gelmezse, bir hatırlatma mesajı göndermekte bir sakınca yok. “Merhaba, mesajımı gördün mü?” demek, çoğu zaman karşı tarafın da ilgisini tekrar çekecektir. Ama abartmamakta fayda var; bir kez daha mesaj atmak yeterli, iki kere mesaj gönderirseniz, muhtemelen “Bu adam ya da kadın takıntılı” diye düşünebilirler.
LinkedIn’de mesajlaşma sanatı, biraz da deneme yanılma ile öğreniliyor. Herkesin tarzı farklı, dolayısıyla kendi tarzınızı bulmanız zaman alabilir. Ancak, içten bir iletişim, net bir hedef ve biraz da sabır ile LinkedIn’de başarılı bir ağ oluşturmak, hiç de zor değil. Şimdi, bir sonraki mesajınızı yazma zamanı… Kolları sıvayın!