Diyet yaparken açlık kontrolü, sanırım çoğumuzun en büyük derdi. Yani, bir tabak salatayı yerken aklımızda pizza, hamburger dönüyorsa bu işte bir terslik var demektir. Bazen açlıkla savaşmak zorunda kalıyoruz. Ama bu savaşta kazanan ben olmalıyım, değil mi?
Açlık hissiyle başa çıkmanın yollarını bulmak, diyetin en zor ama bir o kadar da eğlenceli kısmı. Mesela, su içmek. Aşırı basit gibi gözükse de, su bazen açlığı bastırmanın en etkili yolu. Yanında bir dil limon, oh mis. Hem sağlıklı hem de ferahlatıcı.
Ara öğünler, arkadaşım. Unutma, açlık hissettiğinde hemen yiyeceğe saldırmak yok! Bir avuç kuru yemiş, bir parça meyve ya da yoğurt, can kurtarıcı. Sadece açlığı bastırmıyor, aynı zamanda ruh halimizi de düzeltiyor. Kim demiş sağlıklı beslenmek sıkıcıdır diye?
Diyet yaparken kendime sürekli sorular soruyorum. “Bu yemeği gerçekten istiyor muyum, yoksa canım sıkıldığı için mi yiyorum?” İşte burada dikkatli olmak lazım. Yemeği sadece can sıkıntısı için yememek gerek. Bazen sadece bir fincan çayla bile o geçici açlığı bastırabilirim.
Duygusal yeme, dikkat edilmesi gereken bir tuzak. Stres, üzüntü ya da can sıkıntısı. Hepsi karşımıza açlık hissi olarak çıkabilir. Biraz düşünmek gerek. Yemeği bir ödül gibi görmemek lazım. Kendinize başka ödüller bulmalısınız. Mesela, bir film izlemek ya da kitap okumak…
Bir diğer taktik, yavaş yemek. Dikkatini yemeğe ver. Çiğnemenin tadını çıkart. Bazen bir çatal dolusu yemek, aslında bir tabak dolusu yiyecek kadar tatmin edici olabilir. Hızlı yemek, midenin sinyalleriyle oynamak gibidir. Mide “ben doydum” derken biz hâlâ yiyoruz.
Son olarak, açlık hissettiğinizde biraz hareket edin. Yürüyüşe çıkmak, kısa bir egzersiz yapmak ya da evde dans etmek… Hem kalori yakarsınız, hem de açlık hissini unutursunuz. Vallahi billahi, işe yarıyor!
Diyet yaparken açlık kontrolü, biraz dikkat ve kendine söz vermekle başlar. Her şeyin bir yolu var. Bazen bu yol bir parça karpuz, bazen bir avuç ceviz. Ama unutmayın, önemli olan sağlıklı seçimler yapmak ve kendinizi iyi hissetmek. Sonuçta, bu yolculukta en büyük ödül kendimiziz...
Açlık hissiyle başa çıkmanın yollarını bulmak, diyetin en zor ama bir o kadar da eğlenceli kısmı. Mesela, su içmek. Aşırı basit gibi gözükse de, su bazen açlığı bastırmanın en etkili yolu. Yanında bir dil limon, oh mis. Hem sağlıklı hem de ferahlatıcı.
Ara öğünler, arkadaşım. Unutma, açlık hissettiğinde hemen yiyeceğe saldırmak yok! Bir avuç kuru yemiş, bir parça meyve ya da yoğurt, can kurtarıcı. Sadece açlığı bastırmıyor, aynı zamanda ruh halimizi de düzeltiyor. Kim demiş sağlıklı beslenmek sıkıcıdır diye?
Diyet yaparken kendime sürekli sorular soruyorum. “Bu yemeği gerçekten istiyor muyum, yoksa canım sıkıldığı için mi yiyorum?” İşte burada dikkatli olmak lazım. Yemeği sadece can sıkıntısı için yememek gerek. Bazen sadece bir fincan çayla bile o geçici açlığı bastırabilirim.
Duygusal yeme, dikkat edilmesi gereken bir tuzak. Stres, üzüntü ya da can sıkıntısı. Hepsi karşımıza açlık hissi olarak çıkabilir. Biraz düşünmek gerek. Yemeği bir ödül gibi görmemek lazım. Kendinize başka ödüller bulmalısınız. Mesela, bir film izlemek ya da kitap okumak…
Bir diğer taktik, yavaş yemek. Dikkatini yemeğe ver. Çiğnemenin tadını çıkart. Bazen bir çatal dolusu yemek, aslında bir tabak dolusu yiyecek kadar tatmin edici olabilir. Hızlı yemek, midenin sinyalleriyle oynamak gibidir. Mide “ben doydum” derken biz hâlâ yiyoruz.
Son olarak, açlık hissettiğinizde biraz hareket edin. Yürüyüşe çıkmak, kısa bir egzersiz yapmak ya da evde dans etmek… Hem kalori yakarsınız, hem de açlık hissini unutursunuz. Vallahi billahi, işe yarıyor!
Diyet yaparken açlık kontrolü, biraz dikkat ve kendine söz vermekle başlar. Her şeyin bir yolu var. Bazen bu yol bir parça karpuz, bazen bir avuç ceviz. Ama unutmayın, önemli olan sağlıklı seçimler yapmak ve kendinizi iyi hissetmek. Sonuçta, bu yolculukta en büyük ödül kendimiziz...