Gece oldu mu, herkesin huzur içinde uyuduğu bir dünyada, bir ben varım, uykuya dalmak için saatlerce dönüp dururken. Yastığın yumuşaklığına rağmen, içimdeki kaygılar beni rahat bırakmıyor. İş yerinde yaşadıklarım, sosyal hayatımdaki gerginlikler... Hepsi birikiyor. Günler geçtikçe, uyku sorunlarım da artıyor. Sırtımda bir yük, gözlerimdeki uykusuzluk halkalarıyla birlikte, sabahları aynada kendime yabancılaşıyorum. Bu durumun altında yatan depresyon, her gece daha da derinleşiyor. Yani, uykuya dalmak için sayfalarca saymaya çalıştığım o koyunlar birer birer kaçıyor...
Bir arkadaşım var, Melike. Onunla bir akşam sohbet ederken, “Son zamanlarda uyumakta zorlanıyorum” dedi. Hemen yanıt verdim: “Neden acaba?” Gözleri doldu, “Hayatımda çok şey var, bir türlü başa çıkamıyorum.” İşte burada, ruh sağlığıyla uyku arasındaki o ince bağı gördüm. Depresyon, insanın gündelik yaşamını nasıl zorlaştırıyor, değil mi? Uykusuz geçen her gece, gündüzleri yorgun bir zombi gibi dolaşmak demek. Bir kısır döngüye hapsolmuş gibi hissediyorsunuz.
Gözlerimi kapatıp derin bir nefes almayı deniyorum bazen. Ama o derin nefes, içimdeki karanlık düşünceleri kovalamaya yetmiyor. Ah, bir de sabah alarmı çaldığında, gözlerimdeki ağırlığı hissettiğim o an var. İnsanın içini kaplayan bir yalnızlık hissi... “Gün yine zor geçecek” diyorum içimden. Oysa herkesin uyandığı, güne merhaba dediği o güzel sabaha ben niye bir türlü uyanamıyorum? Belki de uykusuzluğumun kaynağı, içimdeki bitmek bilmeyen endişeler.
Kimi zaman bir kitap alıp okumayı deniyorum, ama o da olmuyor. Sayfaların arasındaki kelimeler bile içimdeki karmaşayı dindiremiyor. Hatta bir gece, bir arkadaşım “Biraz meditasyon yapmayı dene,” dedi. Başladım, ama başımda dönen düşünceler bir türlü durmadı. “Neden bu kadar zor?” diye düşünmeden edemiyorum. Bazen, uykuya dalmak için birilerine ihtiyaç duyuyorsunuz, bir destek... Ama o destek çoğu zaman gelmiyor. Dışarıdan bakan gözler, “Ne kadar da normal görünüyorsun,” diyor. Oysa içimde bir fırtına var.
Bir uzmandan duyduğum bir tavsiye var: “Düzenli bir uyku alışkanlığı geliştirin.” Duyduğumda, “Bunu zaten biliyorum,” demiştim. Ama işin özünde, bunu hayata geçirmek zor. Her gece aynı saatte yatmak, sabah aynı saatte kalkmak... Gerçekten mi? Ama denemek lazım. Belki de bir gün, o yastık beni çağırdığında, içimdeki kaygılar kaybolur... Belki de yalnızca bir uykuya ihtiyacım var.
Günler geçtikçe, bu döngüden çıkmak için kendime söz veriyorum. “Artık bir şeyler yapmalıyım!” diyorum. Belki bir yürüyüş, belki bir hobi. Her ne olursa olsun, değişim şart. Ve uykuya dalmak, o karanlık düşüncelerden uzaklaşmak için bir fırsat. Her sabah yeni bir güne uyanmak, bir umut ışığı gibi. Denemeliyim, belki de bu sefer...
Bir arkadaşım var, Melike. Onunla bir akşam sohbet ederken, “Son zamanlarda uyumakta zorlanıyorum” dedi. Hemen yanıt verdim: “Neden acaba?” Gözleri doldu, “Hayatımda çok şey var, bir türlü başa çıkamıyorum.” İşte burada, ruh sağlığıyla uyku arasındaki o ince bağı gördüm. Depresyon, insanın gündelik yaşamını nasıl zorlaştırıyor, değil mi? Uykusuz geçen her gece, gündüzleri yorgun bir zombi gibi dolaşmak demek. Bir kısır döngüye hapsolmuş gibi hissediyorsunuz.
Gözlerimi kapatıp derin bir nefes almayı deniyorum bazen. Ama o derin nefes, içimdeki karanlık düşünceleri kovalamaya yetmiyor. Ah, bir de sabah alarmı çaldığında, gözlerimdeki ağırlığı hissettiğim o an var. İnsanın içini kaplayan bir yalnızlık hissi... “Gün yine zor geçecek” diyorum içimden. Oysa herkesin uyandığı, güne merhaba dediği o güzel sabaha ben niye bir türlü uyanamıyorum? Belki de uykusuzluğumun kaynağı, içimdeki bitmek bilmeyen endişeler.
Kimi zaman bir kitap alıp okumayı deniyorum, ama o da olmuyor. Sayfaların arasındaki kelimeler bile içimdeki karmaşayı dindiremiyor. Hatta bir gece, bir arkadaşım “Biraz meditasyon yapmayı dene,” dedi. Başladım, ama başımda dönen düşünceler bir türlü durmadı. “Neden bu kadar zor?” diye düşünmeden edemiyorum. Bazen, uykuya dalmak için birilerine ihtiyaç duyuyorsunuz, bir destek... Ama o destek çoğu zaman gelmiyor. Dışarıdan bakan gözler, “Ne kadar da normal görünüyorsun,” diyor. Oysa içimde bir fırtına var.
Bir uzmandan duyduğum bir tavsiye var: “Düzenli bir uyku alışkanlığı geliştirin.” Duyduğumda, “Bunu zaten biliyorum,” demiştim. Ama işin özünde, bunu hayata geçirmek zor. Her gece aynı saatte yatmak, sabah aynı saatte kalkmak... Gerçekten mi? Ama denemek lazım. Belki de bir gün, o yastık beni çağırdığında, içimdeki kaygılar kaybolur... Belki de yalnızca bir uykuya ihtiyacım var.
Günler geçtikçe, bu döngüden çıkmak için kendime söz veriyorum. “Artık bir şeyler yapmalıyım!” diyorum. Belki bir yürüyüş, belki bir hobi. Her ne olursa olsun, değişim şart. Ve uykuya dalmak, o karanlık düşüncelerden uzaklaşmak için bir fırsat. Her sabah yeni bir güne uyanmak, bir umut ışığı gibi. Denemeliyim, belki de bu sefer...